Yusuf Arslan
4 Haziran 2026
Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) süresiz nafaka hakkını tartışmaya açan kararı, kadın hakları savunucuları ve sivil toplum kuruluşları tarafından sert bir şekilde karşılandı. Mahkeme, Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinde yer alan yoksulluk nafakasının “süresiz olarak” talep edilebilmesini düzenleyen ibarenin iptaline karar verdi. Bu durum, Antalya 12. Aile Mahkemesi tarafından Anayasa’ya aykırı bulunduğunun belirtilmesi sonrasında gerçekleşti.
Karar, kadın hakları savunucularının yanı sıra barolar ve çeşitli sivil toplum örgütleri tarafından büyük bir üzüntüyle karşılandı. Açıklamalarda nafaka hakkının, özellikle kadınların ekonomik güvenliği açısından kritik bir öneme sahip olduğu vurgulandı. Kadınların, aile yapısı içinde ekonomik olarak bağımlı hale getirilmesinin ve yaşam güvencelerinin ellerinden alınmasının tehlikeleri hakkında uyarılar yapıldı.
Avukatlar Vakfı Başkan Yardımcısı ve Türkiye’nin ilk kadın hukuku uzmanı Av. Nazan Moroğlu, iptal kararının kadın-erkek eşitliğine yönelik bir göz ardı etme olarak nitelendirildiğini ifade etti. Kamuoyunda süresiz nafaka hakkı hakkında yanlış bir algı oluşturulduğunu belirten Moroğlu, Medeni Kanun’un 176. maddesinin nafakanın kaldırılmasına dair mevcut şartları içerdiğini hatırlattı. “Uygulamada nafaka talep eden genellikle kadın olması dikkate alınmıyor; bu durum, ülkemizde kadınların eğitim ve istihdamda geri bırakılmasını göz ardı ediyor” dedi.
Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü, AYM’nin önceki yıllarda benzer bir düzenlemeyi “sosyal hukuk devleti ilkesinin bir gereği” olarak gördüğünü hatırlatarak, mevcut mahkeme heyetinin bu kararını eleştirdi. “Siyasetin hukukun şekillendirmesine itiraz ediyoruz” diyen Güllü, kadınların ev içindeki ücretsiz bakım emeği nedeniyle istihdamdan uzak kaldığını ve bu durumun şiddet döngüsünden çıkma şansını da azaltacağını belirtti. “Kadınların ekonomik güvencesi kaldırıldığında, boşanma sürecinde büyük zorluklarla karşılaşacaklardır” diye ekledi.
İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi de yaptığı açıklamada, kararın Anayasa’nın 10. maddesindeki eşitlik ilkesine aykırı olduğunu savunarak, “Nafaka hakkımızdan vazgeçmiyoruz” mesajını verdi. Baro, süresiz nafakanın mağduriyet yarattığı yönündeki iddiaların iktidar tarafından yaratılan bir algı olduğunu belirtti. “Kadınları şiddet dolu ailelere mahkum etmek ve onlara yüklenen bakım sorumluluklarını üstlenmeye zorlamak kabul edilemez” ifadesine yer verildi.
Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği, karara karşı çıkarken, sınıfsal açıdan düşük ücretli ve güvencesiz işlerde çalışan ya da ev içi emeğe mahkum edilen kadınların ihtiyaçlarını göz önünde bulundurmanın önemini vurguladı. Dernek, nafakanın hedef alınmasının, kadınların bağımlı hale gelmelerine yol açtığını belirterek, bu durumun uzun vadede ciddi sorunlara yol açabileceğinin altını çizdi.
